İSTENİLEN BELGELER :
1- Geçerlilik Süresi 6 aydan fazla pasaport,
2- Nüfus Cüzdanının Fotokopisi
3- 4x6 ebadında beyaz fon üzerine çekilmiş, her birinin arkasına; umrecinin
adı-soyadı ve kimlik numarası yazılı olan 3 adet vesikalık fotoğraf,
4- Umre seyahat Ücretinin Türkiye Vakıflar Bankası Kadıköy Finans Market
Şubesindeki 00158048000472458 no'lu hesaba yatırıldığını gösterir banka dekontu,
5- Aşı Kartı (Menenjit Aşısı ACW 135 Y AŞISI)
UMRE REHBERİ
Umre, Müslüman'ın hayatında dönüm noktası teşkil eden ibadetlerdendir. Bu
ibadet, kişinin manevî dünyasını geliştirmesi ve yenilemesi için önemli bir
fırsattır. Kişisel açıdan bir manevî gelişin yolculuğu olarak
nitelendirilebilecek bu kutsal seyahatin amacına uygun bir şekilde
gerçekleşebilmesi için, bilinçli bir şekilde yerine getirilmesi gerekir.
* Birtakım sıkıntıları ve maddî külfeti göze alarak karar verilen bu kutlu
yolculuğa niçin çıkılır?
* Bu yolculuk kişiye neler kazandırır veya kazandırmalıdır?
* Bu kutsal yolculuğun amacına uygun olarak gerçekleşebilmesi için nasıl hareket
edilmelidir?
* Umre ibadeti nedir ve nasıl yapılır?
* Bu ibadetteki fiil ve davranışların anlamı nedir?
İşte elinizdeki kitapçık, bu tür sorulara az da olsa cevap verebilmek ve bu
fırsatın iyi değerlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Umrenin
yapılışı, ayrıntıya girilmeden -nerede ne yapılacaksa-basit bir anlatım ile adım
adım açıklanmıştır. Umrenin şeklî birtakım davranışlardan ibaret kalmaması için,
anlam olarak umre fiil ve davranışlarının açıklaması büyük önem taşımaktadır. Bu
bakımdan kitapçıkta umre fiil ve davranışlarının anlamı da izah edilmeye
çalışılmıştır. Umreye gidenler, bir bakıma Allah Resulünün yaşadığı zamana doğru
da bir yolculuğa çıkmış olmaktadır. Bu sebeple kitapçıkta umre yolcusunun kutsal
yolculuğunda uğrayacağı tarihî mekânlarla ilgili kısa açıklamalara da yer
verilmiştir. İslâm medeniyetinin temellerinin atıldığı, Hz.Peygamberin,
arkadaşlarının ve ehli beytinin yaşadığı ve pek çoğunun bağrında yattığı kutsal
yerleri ziyaret ederken tarihin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmak
gerekmez mi? Manevî dünyasında yeni bir pencere açmak, hayatında olumlu bir
gelişme meydana getirmek amacıyla çıktığı bu kutsal yolculukta kişinin amacına
ulaşması için, zihnen, kalben, fikren yoğunlaşarak umre yapması gerekir. Böylece
yanlış yöneliş, duygu, düşünce ve günahlardan arınacak, temizlenecek ve
hayatında yepyeni tertemiz bir sayfa açmış olarak bu yolculuktan dönecektir. Bu
kitapçık, kişiye bu kutlu yolculuğunda yardımcı olabilirse amacına ulaşmış
olacak ve Diyanet işleri Başkanlığı da bundan büyük mutluluk duyacaktır.
Umre yolculuğu, hac yolculuğu gibi bir ibadet yolculuğudur. Bu yolculuk, kişinin
manevî hayatını gözden geçirmesi ve ruhî bir yenilenme gerçekleştirebilmesi için
önemli bir fırsattır. Kişinin kendini, yolunu, hayat yolculuğundaki yerini ve
sonuçta Rabbini tanıması için bu fırsat iyi değerlendirilmelidir. Bunun için
başından sonuna kadar Bu yolculukta ibadet bilincinin muhafaza edilmesi gerekir.
Çünkü bu bilinç kaybedilirse yapılan yolculuk anlamını yitirir ve manevî açıdan
içi boşaltılmış bir seyahate dönüşür. Böyle bir konuma düşmemek için, ilk insan
ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s.)'den itibaren pek çok ulu'1-azm peygamberin
Allah'a bağlılık ve teslimiyetine tanık olan kutsal topraklara doğru yola
çıkarken bir bakıma kendimizi yeniden keşfetme yolculuğuna çıktığımızın farkında
olmalıyız. Kendimizi, yeryüzündeki görevimizi ve sorumluluğumuzu doğru bir
şekilde kavrayabilirsek yolumuzu şaşırmayız. Kendimiz, çevremiz ve tüm insanlık
için yararlı bir insan oluruz. İnsan olarak, kul olarak herkesin geçmişte
birtakım eksiklikleri, hataları ve yanlış yönelişleri olabilir.
Muhakkak ki bunları işlememiş olmayı çok arzu ederiz. Ancak kutsal iklimde
içinde bulunulan atmosfer, geçmişte içine düştüğümüz yanlışların ve günahların
ağır yükünü atabilmek, geleceğe yönelik olarak da hayatımızda tertemiz bir sayfa
açabilmek için büyük bir imkân sunmaktadır. Çünkü Allah'ın insanları affettiği
ve duaları, tövbeleri geri çevirmediği mübarek mekânlarda bulunmak, bunun için
önemli bir fırsattır. İçtenlikle yapılacak duaların asla geri çevrilmeyeceği bu
atmosferi iyi değerlendirebilmek ve bundan sonraki hayatımız için tertemiz bir
sayfa açabilmek için umre yolculuğumuzun, hayatımızın geri kalan süresi
açısından bir sözleşmeye dönüşmesi gerekir. Bu, geçmişte işlediğimiz ve İslâmî
bir şuurla bağdaşmayan her şeyi silip süpürüp atmak ve hayatımızda yeni bir
sayfa açmak üzere yapılacak bir sözleşmedir.
Tıpkı Mina'da Akabe biatleriyle, temel insanî ve ahlâkî değerlere bağlı
kalacaklarına dair Hz. Peygamberle sözleşme yapan Medineli sahabiler gibi. Bu
sözleşmede kişi, bundan böyle hiç kimseye haksızlık yapmayacağına, kul hakkı
yemeyeceğine, kendisine emanet edilmiş olan diğer mahlûkat ile ilişkilerini
Allah'ın koyduğu sınırlar içerisinde sürdüreceğine, tabiatı ve sosyal çevreyi
tahrip etmeyeceğine, yeryüzünü imar edeceğine ve orada bozgunculuk
yapmayacağına, Allah elçisinin çizdiği yoldan sapmayacağına, yoldan sapmış
insanları kılavuz edinmeyeceğine, İslâm'ın ortaya koyduğu güzellikleri insanlara
ulaştırmak için çalışacağına, haksızlıklara arka çıkmayacağına, Allah'ın çizdiği
sınırları koruyacağına ve onları ihlal etmeyeceğine, iyi bir insan ve iyi bir
Müslüman olacağına söz verecektir.
Umre yolculuğu böyle bir sözleşmeye dönüştürülebildiği takdirde anlam kazanır ve
kişinin kendini yenilemesine ve gönül dünyasını arındırmasına vesile olur. Umre
yolculuğunu, böyle bir misakın randevusu hâline getirebilenler, umre
yolculuğunun içini doldurmuş olurlar. Umreye niyet etmek üzere girilen ihram, bu
misakın simgesidir. İhram, elbise değildir. İhram, niyet ve telbiyedir. Bir
karardır. Bir ikrardır. Kibirden, gururdan, kendini beğenmişlikten, bencillikten
gösterişten sıyrılıp ihlâsı ve takvayı kuşanmaktır. İhram giysileri, bu kararın
ve ikrarın dış görüntüsünden ibarettir Umre yapan kişi ihrama girmekle bu
ikrarını ortaya koyar Ve bunu telbiye ile seslendirir. Bu ikrarın verdiği
heyecanla dağlara, taşlara, vadilere, tepelere ve her karşılaştığı topluluğa
kararını haykırır. Telbiye, bu ikrarın sloganıdır. 'Buyur Allah'ım! Senin
koyduğun ölçüleri gözeteceğim' demektir. Umre yolculuğuna çıkanlar bağlamında
düşünüldüğünde, şeytanın en çok uğraştığı hususlardan biri, bu mübarek yolculuğu
sıradan bir yolculuk hâline dönüştürmek ve bu kut-sal yolculuğun içini
boşaltmaktır. İçi boşaltılmış bir tür umre yolculuğundan Allah'a sığınmak
gerekir.
Bu bakımdan umre yolculuğunun, tertemiz bir milada dönüştürülmesi
hedeflenmelidir. Basit birtakım meselelere takılıp kalıp umre yolculuğunu
anlamsız hâle getirmemeye özen göstermelidir. İbadeti anlamsızlaştıran bu tür
bir yolculuğun umrenin işlevini yansıtması düşünülemez. Tıpkı namaz kıldığı
hâlde namazından gafil olanlar ve kıldığı namazı, kendilerini kötülüklerden
alıkoyamayanlar gibi. İşte bu sebeple, umre yolculuğumuzun içi boşaltılmış kuru,
kupkuru bir seyahat olarak kalmaması ve yalnızca kutsal topraklarda karşılaşılan
birtakım olaylarla anılan ve yaşanan hatıraları anlatılan kuru bir seyahate
dönüşmemesi için, bu randevumuzun hayatımızda yeni ve temiz bir sayfa açma
sözleşmesine dönüşmesi gerekir. Bu sözleşme, gizli ve açık her şeyi bilene, her
şeye gücü yetene, hiçbir şey bilgisinin ve gücünün dışında kalmayana, sınırsız
güç sahibine, kendi kendine yeterli olana karşı teslimiyet sözleşmesi olacaktır.
Bu sözleşme bir teslimiyet sözleşmesi olacağı için, şart koşma makamında
değiliz. Çünkü ibadet alanı, Allah'ın koyduğu ölçülere teslim olma yeridir.
Tıpkı 'Rabbi, ona teslim ol, demiş o da, âlemlerin Rabbine teslim oldum,
demişti' (Bakara, 2/131) ayetinde ifade edildiği gibi bir teslimiyet...
Böyle bir teslimiyet kararı taşımadan yapılacak bir umre yolculuğunun,
kendisinden beklenen sonuçları orta-ya koyması düşünülemez. Harem iklimi,
tövbelerin kabul edildiği bir iklimdir. Tövbe esasen dönüş demektir. Bu dönüşü
gerçekleştirmek için umre bize en güzel fırsatı sunmaktadır. Hayatımızdaki
yanlışları anlamak, kendimizi kontrol etmek, nefis muhasebesi yapmak için önemli
bir fırsattır bu. Kendimizi yenilemek, eksikliklerimizi gidermek, iyi bir insan
ve iyi bir Müslüman olabilmek için bir milattır.
Umreye niyetlenmek, tıpkı hacca niyette olduğu gibi samimiyeti kuşanmaktır.
Samimiyeti kuşanmadan umre yapılmaz. Takva eğitimine girmektir bu yolculuğa
çıkmak. Kardeşlik bilincine ermek, insanı insan yapan değerlerin şuuruna
varmaktır. Hz. Peygamberin getirdiği evrensel ilkeleri benimseme ve hayata
geçirme sürecine girmektir. Bu süreçte kişi bencilliği yenmeyi öğrenecek,
kendinden önce başkalarını düşünme anlayışı ve zihniyeti kazanacaktır. Umre
vesilesi ile yapılan Medine-i Münevvere ziyareti de, gönlümüzü Hz. Peygamberin
getirdiği değerlere olabildiğince açma vesilesi olmalıdır. Hz. Peygamberi
ziyaret ederken gönlümüz onun getirdiği değerlere kapalı olursa, bu ziyaretin ne
anlamı olabilir? Medine'den, İslâmî duyarlılığımızı bulunduğu noktadan daha
ileri taşımış olarak dönmeliyiz. Her karışı Resûlullah (s.a.s.)'ın ve sahabe-i
kiramın hatıraları ve izleriyle dolu bir coğrafyaya yolculuk yaparken aslında
onların yaşadığı döneme doğru tarihin derinliklerine de bir yolculuk yapmak ve
onların İslâm namına yaptıkları fedakârlıkları hatırlamak ve İslâm'ın bize nice
güçlüklerle ulaştığını anlamak ve sahip olduğumuz bu büyük nimetten dolayı
Ce-nabı Hakk'a şükretmek ve bu büyük nimetin bize ulaşmasını sağlayanları
hayırla yâd etmek gerekir. Yapılan umrelerin, cahiliye değerlerinin
egemenliğinden kurtularak İslamî ve insanî değerlerin huzur iklimine girmeye
vesile olması niyazıyla.
|